Yeni “şeker” sizi nasıl zehirliyor?

0


“Emperyalist şeker”in insan sağlığına etkileri…

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi üzerine tartışmalar sürerken, işin ekonomik boyutundan ziyade toplum sağlığı konusu öne çıkıyor. Yayınlamamız için bize ulaştırılan bir not durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koyuyor. Şahıs isimlerini ve yılları vermeden yayınlıyoruz:

X yılında İstanbul’da CARGILL firmasının genel müdürlüğünün olduğu binanın dekorasyon işlerini yapıyordum. Teknik müdür X beyle dostluğumuz çok iyiydi. “X Bey bu firma ne iş yapıyor da bu kadar lüks arabalar buraya geliyor, Bakanlar geliyor, Eti’nin ve Ülker’n patronları geliyor, hayretler içindeyim” dedim. “Bu firma dünyada sayılı birkaç gıda firmasından biri. ABD’nin dev gıda firmasıdır. Türkiye’de yakın zamanda şeker piyasasını eline geçirecek. Bursa Orhangazi’de en verimli tarım arazisinin bulunduğu topraklara, hiç kimseyi dinlemeden fabrikasını kurdu, kimsenin bunlara gücü yetmez, isteseler alamayacakları yer yoktur. Bu tenekelerdeki şeker şurubunun 1 kilosu, bizim beyaz şekerin tamı tamına 250 kilosuna eşittir. Adamlar Ülker’le ortak oldular, gör bak birkaç yıl sonra şeker fabrikaları tek tek kapanacak. Bu firmada çalışan hiç kimse bu şuruba dokunmaz dahi, çünkü kanser mi yapıyormuş, şeker hastalığı mı yapıyormuş, işte öyle duydum. Hoca benden duyduğunu söyleme işimden olmayayım. İlk kez sana anlattım vallahi, hanımım dahi bilmiyor.

Notun devamı ise şöyle:

CARGILL denen bu firma DNA’sı değiştirilmiş mısırla, başka kimyasalları ve cıvayı karıştırarak tatlandırıcı dediğimiz şurubu üretiyor. Bu şurup hem çok ucuza mal ediliyor, hem tadı şekerden kat kat daha tatlı. Bu firma için Bursa Orhangazi’deki tarım alanı bakanların girişimi ile sanayi alanı ilan edildi. Bu katil firma için açılan yüzlerce dava otomatik olarak ortadan kalktı. 2003’de ABD başkanı Bush’un “rica”sını kıramayan başbakan üretim kotasını yüzde 10 dan yüzde 50’lere yükselti. O dönemde 30 adet şeker fabrikamız vardı. Bunlarda yaklaşık olarak 30 bin kişi çalışmaktaydı. CARGILL ve ÜLKER ortaklığı bu fabrikaların üçüne sahipti. Fakat bunları kapatmak için almışlardı, ve öyle de yaptılar.

Dünya Bankası, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü ülkemiz içindeki işbirlikçilerle beraber Türk tarımını bitirme hamlelerine Özal hükümeti zamanında başlayarak hızla emellerine ulaştılar. Bu gün tüm şeker fabrikaları kapatılarak şeker sektöründe çalışan veya dolaylı yoldan geçinen insanlar çaresizliğe itilmiş oldu. Cargill’in kotası yüzde 10 iken şeker fabrikalarının 2003’deki kârı tam 350 trilyondu. Maalesef şimdi zarar bahane edilerek, sadece CARGILL istedi diye kapatıldı ne yazık ki. Türkiye, Özal ile başlayan dışa bağımlı tarım politikası ile üretmeyen, sadece tüketen, hastalıkla boğuşan mutsuzların yaşadığı bir ülke oldu.

Gelelim bu lanet olası lifi alınmış NİŞASTA-ŞEKER’e… İnsanın sindirim sistemini darmadağın eden kimyasallardan oluşuyor. KANSER, ŞEKER HASTALIĞI, KOLESTROL, KISIRLIK başta olmak üzere her türlü hastalığı yapmaya müsait maddeler içeriyor. Bu konuda BİLİMSEL AÇIKLAMA ile televizyonlarda, gazete sağlık köşelerinde uyarıcı bilgiler veriyorlar da CARGILL denen seri katil ile nasıl savaşacağımızı söyleyen yok.

Zeytin ağaçları kesiliyor veya Çam ağaçları kesiliyor diye eylem yapan Sivil Toplum Örgütleri, Sağlık Örgütleri neredesiniz?! Sesiniz neden çıkmıyor. Şu an ülkemizde 4 bin dolayında küçücük yavrumuz kanserle savaşıyor, buna sebep olan etkenlerle neden kimse savaşmıyor. Ülkemizde satılan yüzde 90 şekerli içeceklerde, COCA COLA, PEPSI COLA, COLA TURKA, FANTA başta olmak üzere tüm meyve sularında, hemen hemen tüm bisküvi, gofret, çikolata, pastaneler ve marketlerde satılan hazır pasta çeşitlerinde ve de birçok ekmekte bu lanet olası zehri bizlere yediriyorlar, üç kuruş etmeyen bu dünyayı, beş kuruş kazanmak için bize zindan ediyorlar.

Emperyalistler silahla yapamadıkları soykırımı genetiğini bozdukları gıda ile yapıyorlar.

CEVAP VER