Taşeron öğretmenler kadroya geçebilecek mi?

0


24 Aralık sabahı çıkan KHK ile kamuda çalışan taşeron işçilerin başvurmaları ve münasip görülmeleri halinde kadroya geçebileceğine ilişkin KHK yayınlandı. Halbuki taşeron işçiliği yaygınlaştıran bu iktidarın kendisidir: Belediyelere kurdurdukları özerk şirketler, ihale kanunu ve özelleştirmeler sayesinde taşeron yaygınlaştı. Şimdi hem talebi karşılar gözükmek hem de olası bir baskın seçim öncesi göz boyamak amacıyla bir düzenleme yayınlandı.

Taşeron işçilik sadece işçilik olarak düşünülmemeli. İşçi statüsü dışında en çok taşeron, Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıklarında yaşanıyor.

İl valiliklerinin belirlediği sayıya göre 2017 Şubat ayı verilerine göre 60 ile 80 bin arasında öğretmen taşeron olarak çalışmakta. Aynı işi yapan öğretmenlerin ücretleri arasında yaklaşık olarak üç kat fark var. Her yıl yaklaşık 20 binin üzerinde öğretmen emekli oluyor. Son iki yılda yapılan ihraçlarda ise 33 bin öğretmen ihraç edilmiş durumda. Artan nüfus ve derslik ihtiyacı düşünüldüğünde, göreve başlatılan öğretmen sayısı bunun altında kalıyor ve bu durum atanmayı bekleyen ve hepimizin bildiği atanamayan öğretmen ordusunu büyütüyor.

Aralık ayı içinde MEB branş değişikliği için başvuracak öğretmenlere yönelik yayınladığı rakamlar ile bu durumu da kabul etmiş oldu. Bazı branşlarda öğretmen ihtiyacının olmadığı açıklanırken yaklaşık 100 bin öğretmen açığı bulunduğunu verdiği rakamlar ile de kabul etmiş oluyor. İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 904 bin 679 öğretmen görev yapmakta ve kadro doluluk oranının yüzde 90’a ulaştığı belirtiliyor. Bu öğretmenlerin ne kadarının sözleşmeli ne kadarın ücretli olduğu belirtilmiyor.

Atama bekleyen öğretmen sayısı 412 bin 15 kişi iken, öğretmenliğe kaynak görülen eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğrenci sayısı 276 bin 061 yine öğretmen olarak atanabilecek farklı fakültelerde okuyan öğrenci sayısı ise 432 bin 422 ve toplam aday öğretmen sayısı 700 bin 483 kişi. Kabaca 1 milyon’a yakın öğretmen atama için sıra beklemekte!..

Binali Yıldırım her yere üniversite açılırken planlama eksikliğinin yapıldığını kabul ederken, bakanlık aday öğretmenleri özel sektöre yönlendirerek soruna çare arıyor gibi gözüküyor. Lakin özel eğitim için verilen onca teşvike rağmen istenilen rakamlar bir türlü tutturulamıyor. Bu kadar öğretmen adayının bulunması ücretleri düşürüyor; özel sektör öğretmenlere düşük ücret ve kuralsız güvencesiz denetimsiz iş koşullarını dayatıyor. Bir nevi taşeron düzeni eğitim sektöründe kural haline geliyor.

Tabii tüm öğretmenlerin bir anda atanmalarını beklemiyoruz. Ama:

  1. Bakanlık önce kendisi taşeron öğretmen uygulamasına son vermeli, ücretli öğretmen çalıştırmaktan vazgeçmelidir.
  2. Tüm öğretmenler aynı statüde çalışmalı sözleşmeli ve mülakata dayanan atama sisteminden vazgeçilmelidir.
  3. Bakanlık toplam ihtiyaç duyulan öğretmen sayısını belirlemeli, bu sayı şeffaf olarak açıklanmalı ve tüm eksik kadroları gidermelidir.
  4. Her sene emekli ve açılacak derslikler ve okullar düşünülerek bir planlama yapılarak yıllara göre ihtiyaçlar belirlenmeli ve umut tacirliğinin önüne geçilmelidir.

50 ÖĞRETMEN ADAYI İNTİHAR ETTİ!

Öğretmenlik eğitimi alıp atanamadıkları için ya ailelerinin yanında işsiz olarak hayatlarına devam eden ya da inşaat işçiliğinden garsonluğa kadar çeşitli işler peşinde koşan atanamayan öğretmenler, yıllardır seslerini duyurmaya çalışıyor. Ancak çaresi bir türlü bulunamıyor. Eğitim her geçen gün daha fazla ticarileşiyor, öğretmen adayları ise çarkın dişlileri arasında eziliyor. Üniversiteleri işsizliği gizlemek için kullanan iktidar, mezunlara iş imkanı yaratamıyor. Durum MEB’de de aynı. Atanamayan öğretmenlerin sayısı her geçen gün artarken, öğretmen adayları ciddi psikolojik sorunlar yaşayıp intiharın eşiğine geliyor. Rakamlara göre, 2006 yılından bugüne 50 civarında öğretmen adayı atanamadığı için bunalım sonucu intihar etti. Gerçek işte bu!..

Kaynak: ENTERNASYONAL

CEVAP VER