Sol: Tarikatlaşma mı, siyasileşme mi?..

0

İktidar sorunu siyasi bir sorundur. İktidarı almayı hedeflemeyen bir siyasi hareketin tarikattan farkı kalmaz ki günümüzde o tarikatlar bile gelişmek için iktidara oynuyor. Siyasi bir hareket yaşadığı ülke koşullarını, içinde yer aldığı toplumun özelliklerini, sınıfların yapısını vb. göz önünde bulundurarak siyasi tahliller yapar. Bu, özellikle devrimci iddialı sol yapıların olmazsa olmazıdır.

Fakat nedense bizim solumuz siyaset dışında her şeyle uğraşıyor. Kriminalize küçük olayları büyüterek siyaset dışı yorumlarla, adeta faşizme “beni yok say” mesajı veriyor. Oysa siyasette somut durumun somut tahlili, strateji geliştirmeyi ve o stratejilere uygun taktikler uygulayarak hedefe ulaşmayı gerektirir. Değişen ilişki, çelişki ve koşulları kavrayıp buna uygun örgütsel esneklik, taktik değişiklikler üretmeyi zorunlu kılar.

Görüyoruz ki solumuz bu siyasi zarurette görmüyor kendini. Ya liberallerin, ya burjuva feministlerinin ya da burjuva aydınlarının oltaya taktığı yemlerin peşine düşerek gündem takipçisi oluyor. Bu durum bir süre sonra mecrasından çıkıp gereksiz kavgaların sebebi oluyor. Her bir düzen akımı kucağınıza kocaman bir laf bombası bırakıyor ve siz o bomba ile oyalanırken patlamanın siyaset dışı kelime şarapnelleriyle yaralanıyorsunuz.

Dalga geçilecek, ironi yapılacak, gülüp geçilecek, bilimselliği olmadığı için alay edilecek konulara bir ciddiyet yükleyip siyasi mesele haline getiriyoruz. Böyle olunca ne mi oluyor? Sınıflar mücadelesinde düşman gördüklerimiz bize gerileriyle gülüyor. Tıpkı bir parça mama ile yönlendirilen hayvanlara yaptıkları gibi; ellerindeki tüm yazılı ve görsel olanaklarla bize o zokaya taktıkları yemi uzatıp uzatıp çekiyorlar.

Evet, hepimiz ülkenin çürüyüp leş olduğunu biliyoruz. Bunun muhabbetini döndürüp faşizme ahlak dersi vermek mi çözüme götürür, yoksa siyasi mücadeleyi doğru tezler üzerinde yükselterek iktidara talip olduğunuza halkı ikna etmek mi?

Bütün sorunların kaynağı sistemin ta kendisi ve o sistem artık reforme edilmeyecek kadar çürük. İnsanlığın sil baştan arınmasının tek yolu da, evet, ne kadar telaffuzundan kaçınılsa da, “devrim”. Devrimsiz bir kurtuluş ufukta gözükmüyor. Devrimle kurtuluşun ise örgütlenmesi eksik. Bu yüzden duyarlı kesim durmadan bocalıyor ve işte sistem bu bocalamaya konu dışı yemler atarak müdahale ediyor. Belki de uyanış böylesi sistem yemlerine, “Hadi oradan, biz işimize bakalım” deyip dalga geçerek başlayacak.

Çünkü burjuvazi hiçbir girişimi kendi çıkarına zarar verecek mecraya sokmaz. Burjuva organlarından atılan her kıtır bizi oltaya getirecek bir zokadır.

CEVAP VER