Selahattin Demirtaş nasıl ‘harcandı’?

0


Selahattin Demirtaş’ın efsaneleşen konuşması…

Kendisini ‘sol’da tanımlayan, ‘demokratik’ davranma iddiasında olan kişi ve kuruluşlardan beklenen, söyledikleriyle tutarlı olmalarıdır. Bu HDP için de fazlasıyla geçerli. Sürekli baskılara maruz kalan ve bir “demokrasi mücadelesi”nin liderliği iddiasına sahip HDP’nin kendi içinde, yönetimiyle üyeleri arasındaki ilişkilerde, parti organlarında demokrasi beklentisi daha da artıyor.

Ne var ki, bu konuda ciddi tereddütler söz konusu. Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen HDP Kongresi, o ‘tereddütler’in ayyuka çıktığı bir vakaya dönüştü. Nedenini tam olarak bilemiyoruz ama Kürt hareketinin etkisini aşan bir etki alanı yaratmış ve HDP’nin seçimlerde barajı geçmesinde ciddi bir etken haline gelmiş olan Selahattin Demirtaş yeniden Eş Genel Başkan adayı olarak gösterilmedi. Üstelik, bu düzen tarafından hapsedilerek iktidarın faşizan karakteriyle doğrudan muhatap edilmiş bir isim Selahattin Demirtaş… “Kendisi istemedi” deniyor ama bu konuda da ciddi tereddütler var.

Bir kısım HDP delegesi, hafta sonu gerçekleşen kongrede, ‘tepe’de eş başkanlar olarak belirlenen Pervin Buldan – Sezai Temelli isimlerine itiraz ederek, Selahattin Demirtaş’ın yeniden başkan seçilmesi için bir inisiyatif geliştirdi. Delegelerden imza toplamaya başladılar. Epey bir tepkiyle karşılandılar.

Burada ismini vermeyi lüzumlu görmediğimiz bir HDP delegesinin kaleminden, neler yaşadıklarını aktaracağız. Ama öncelikle bir not düşmemiz lazım. Söz konusu delege, eleştirilerini, “Bizler HDP’yiz. HDP’de tartışma kanallarının açılmasını isteyenleriz. Biz küsüp gitmek yerine, başımıza yiyeceğimiz taşları göze alıp, kuştan korkmadan darı ekmeye devam edenleriz. HDP’nin Türkiye’nin demokratikleşmesinde tek yüzümüzü dönebileceğimiz parti olduğunu yalnızca kendimizin değil, kitlelerin de görebilmesini önemseyenleriz. Bunun ilk ve tartışılmaz yolu, parti içi tartışma kanallarının, parti içi demokrasinin ‘bileşen hukuku’ denen ucube tahakkümün yıkılmasından geçtiğini düşünenleriz. Biz HDP’nin, yalnızca seçilmiş kitlelerle değil, ezilen yok sayılan geniş kitlelerle birlikte yükselmesini isteyen yüzüyüz. Bu yüzden yüzümüzü, HDP içindeki baskıya rağmen, asla HDP’ye KARŞI çevirmeyiz” diye bir not düşerek yapıyor. Bu anlamıyla tüm HDP’lilerin, demokrasiyi aşan ve milyonlarca seçmene ‘Yetmez Ama Evet’çi Sezai Temelli’yi reva gören o ‘bileşen hukuku’nun ne menem bir şey olduğunu sorgulaması, bunu sorgulayan HDP delegesinin sesine kulak vermesi gerektiğini düşünüyoruz. İşte o yazı:

HDP’li dostlarımın coşkulu, mutlu, umutlu paylaşımlarına bir yenisini eklemektense, tanıklık ettiğim kongre sürecinin farklı birkaç yüzünden birini paylaşmak istedim.

Günlerdir, haftalardır “Selo Başkan”ın, Kongre TARAFINDAN neden yeniden aday gösterilmesi gerektiği argümanlarını izlemişsinizdir zaten. Dolayısıyla, bu yoğun talebimizin gerçekleşmemiş olmasını, şimdilik usulca maziye bırakıp kendisini aday gösteren delegeler olarak ne yaşadığımızdan kesitler paylaşacağım.

Bizler Demirtaş’ın aday olmasını talep eden önergemizi imzaladık. İmza standı açmamıza önce izin verilmediği için, delege salonunda imza toplamaya başladık.

“Görevli” kartı taşıyan arkadaşlar biz delegeleri azarlayıp, salondaki “KONGREYE ZARAR VEREN BU FAALİYETİ” sona erdirmemizi talep ettiler sert dille. Provokasyon yaptığımızı söyleyenler de oldu. Onlara, delege olmaktan kaynaklanan demokratik hakkımızı kullandığımızı ve böyle bir müdahale haklarının olmadığını anlattık.

Bir ara koltuk sıralarını aşarak yerel kıyafetli bir genç kadın adeta üzerime doğru uçarken diğer kadınlar Kürtçe bir şeyler söyleyerek onu zapt etmeye çalıştılar. O sırada bir imzacının bilgileri yazmasını beklediğim için bir şey soramadım. Sonra üzerime uçan kadının yanına gidip, öfkesinin nedenini sordum. Kısacası beni bir bozguncu olarak görüyordu ve, “Çık git salondan, delegeler senden rahatsız” dediğinde, elimdeki imzaları gösterip, “Ben zaten rahatsız olmayanlar için buradayım” dedim.

Her topladığımız imza başına ortalama 2-3 müdahale ile karşılaştık.

Ama bunların içinde bana “pes” dedirten “engelleme”, Türkçesi çok iyi olmayan bir Kürt delegeye nihayet derdimi anlattığımda başıma geldi. Delege arkadaş öyle sert bir şekilde elimdeki kağıtları ve kalemi çekti ki, yırtacak diye korktum. Oysa coşkuyla, “Evet, evet, imzalarım, ben Selo başkanı istiyorum. Her biji Selo Başkan!” coşkusuyla imza kağıdını doldurmaya başladı ki, delege ile aramıza sert bir itiş hareketiyle bir “görevli” girdi. Ve imzacı delegeye Kürtçe bağırmaya ve azarlamaya başladı. Delege hüzünlü gözlerle bana bakıp kafa salladı ve doldurabildiği çeyrek satırın üzerini karaladı.

Paylaştığım fotoğraf, ben salonda imza toplarken arkadaşlarımızın kurmasına nihayet izin verdikleri imza standı.

Koca Arena Spor Salonu’nu özene bezene ve başarıyla süslemiş, bezemiş olan yoldaşlarımıza teşekkürlerimi sunarken, 3 milletvekili arkadaşımıza, “Henüz Kongre başlamadı bile ve Demirtaş bizim hâlâ eş genel başkanımız değil mi? O halde niçin tek bir fotoğrafı bile yok?” soruma aldığım en nazik cevap “Bunları sonra konuşuruz yoldaş” oldu.

İşte paylaştığım bu fotoğrafta, imza standında gördüğünüz Demirtaş resimleri, koca ARENA salonunda görüp görebileceğiniz tek Demirtaş resmi idi.

Tüm baskılara, delegelere ulaşmamıza konan engellere karşın toplayabildiğimiz 120 kadar imzanın, bir kısmının üzeri imzacıların kendisi tarafından “fikir değiştirdikleri” gerekçesiyle çizildi. Yani imzalar geri alındı.

İmzaları divana verirken 70 civarında geçerli imza vardı.

Bizim imza faaliyetimizden haberdar olan “yetkililerimiz” bir karşı hamle olarak 10 Şubat’ta Demirtaş’tan kendi el yazısı ve imzasıyla, “Beni aday göstermek için imza veren arkadaşlar olması durumunda, onur duyarım ama eş başkanlığa kesin aday olmayacağım, partim başka görev verirse kabul ederim” minvalinde bir yazı almış.

Sonuçta, Pervin Buldan ve Sezai Temelli’nin aday olması için imzacı olanların isimlerini büyük bir coşku ile tek tek okuyan Sırrı Süreyya Önder, “Demirtaş’in aday olmasını isteyen 76 imza var” diyerek, hepimizi İMZA’ya indirgemiş oldu. Böylece Buldan-Temelli önergesini veren kıymetli imzacı isimler karşısında biz adı bile okunmaya gerek duyulmayan sefil imzacıların adayı olarak sunulmuş oldu Selahattin Demirtaş.

Son hamle olarak da dev ekrana Demirtaş’ın mesajını yansıtarak, “Kendisi istemediği için, Demirtaş’ın adaylığını isteyen imzacıların önergesini Divan isleme koymayacaktır” diyerek konu bağlandı.

Divan, bu şık hamlesini “Tutuklu olduğu için pratik olmuyor eşbaşkanlık yapması” gerkcesiyle harcadıkları Demirtaş’ı Parti Meclisi’nden aday göstererek “RÜTBE TENZİLİ”yle taçlandırmış oldu.

“Görevli” arkadaşlara “delegeler” olarak direndik.

Boyun eğmedik, bu da size dert olsun.

HDP kongresinden bir görüntü:

CEVAP VER