‘Seks işçiliği’ herhangi bir ‘işçilik’ mi?

0


Dünyada başka bir sektörde buna benzer istihdam yöntemleri kullanıldığını sanmıyoruz. Oysa fuhuş sektöründe bolca kullanılan, hiç de istisna olmayan, adeta kanıksanmış usuller bunlar.

Dünyada cinsel hizmetler ticaretinin devlet takibine uğratılmadığı, bu işlerde çalışmanın toplumca en alt düzeyde damgalandığı toplumlarda bile sektörün çarkları ana hatlarıyla şiddet yoluyla dönüyor. Hollanda gibi ülkelerde dahi fuhuşta çalışan/çalıştırılan kadınların ezici çoğunluğu göçmen, kayıtsız, güvencesiz. 2012 yılında Hollanda’da insan kaçakçılığı kurbanı olduğu kayıtlara geçen 1.711 kişiden 1.177’si fuhuş sektöründe çalıştırılan kadınlardı. Amsterdam’ın cinselliğe liberal bakışın mabedi Red Light District’inde yıllardır çalışan ve hayatları bir belgesele de konu olan Fokkens kardeşler 2000 yılındaki yasallaştırmanın kadınların hayatını daha rahat kılmadığını, organize suça daha geniş alan açtığını söylüyor. Kısacası bir zamanların modası “özelleşsin güzelleşsin” palavrası gibi “yasallaşsın güzelleşsin” de tek başına gerçeği yansıtmıyor.

Peki neden böyle dönüyor çark? Çünkü ölüm ya da sakat bırakma tehditleri, alıkoyma, uyuşturucuya alıştırma, dolandırıcılık veya en azından bir şekilde kılıfına uydurulmuş borçlandırmalar olmadan bu kadınların neredeyse hiçbirisini sektöre uygun süreler boyunca bağlayıp maksimum kâr elde edemezsiniz. Yine ortadakinin bir kadın-erkek meselesi olduğunu ileri süren propaganda burada çatırdıyor. Çünkü çark yalnızca hotzotla, şiddet dolu adamlarla dönmüyor. Bilakis merkezinde her zaman “yeni kızlar” bulan, onları “ikna eden”, zor durumda “destek olan” ama yeri geldiğinde işkence de eden, kısacası bazen iyi polis, bazen kötü polis olan kadınlar yer alıyor. Ayrıca, kadınlar bu suç örgütleri içinde yükselebilmek için uyuşturucu kuryeliği gibi farklı görevler üstlenmeye de yöneliyorlar. Böylece, sadece erkeğin değil, kadının da kadını sistemli olarak sömürdüğü, ezdiği bir dünya kuruluyor.

Liberal propaganda elbette bunların hiçbirisini size anlatmayacaktır. Ve fuhuş sektörünün içinde bir “işçilik” tarif edenler, fuhuşun kadın bedenini ve “ruhunu” yıkan bir iş olduğundan söz etmeyecektir!

Onlar “seks işçisi” denildiğinde, serbest piyasa koşullarında, kendi özgür iradesiyle sözleşme yapan birey safsatasını savunmaya devam ederler. Dahası da var, bu işlerin insan kaçakçılığı, zorla çalıştırma bir yana, özgürleştirici, güçlendirici, hatta devrimci olduğunu söylerler. Toplumun genellikle dar, marjinal kesimlerine hizmet veren, kendileri de o kesimlerden gelen üç beş örneği iddialarına kanıt olarak gözümüze sokarlar. Söyledikleri doğruysa ne mutlu o kanıtlara! Ancak, dünyanın geri kalan kısmında manzara hiç de böyle değil. İşte bu yüzden, saflarımıza kültür-kimlik söylemleriyle sızan liberal propaganda sinsi bir “kuşa bak, kuşa” oyunu oynuyor bizlere.

Öyleyse, mevzu “seks işçiliği” olduğunda, bazı tuzukuru lafazanların“sürtük yürüyüşü” fantezilerini, cinsel ahlakı yıkma şovlarını, bunları eleştirenlere “ahlakçılık yapmayın” diye çemkirenleri, etik üzerine beyin fırtınalarını bir tarafa bırakalım.

Gerçekçi ve anlamlı bir tartışma yapılacaksa öncelikle kadınları ve çocukları en yumuşak hedef haline getiren küresel yoksulluktan, onun beslediği insan kaçakçılığından, suç örgütlerinden bahsedelim. Erkek olsun, kadın olsun, yasal olsun, yasa dışı olsun, her türlü suç ortaklarından bahsedelim. Onları ve döndürdükleri çarkı hedef tahtasına oturtalım…

CEVAP VER