Polis Hafta’nız kutlu olmasın!

0


Kahraman Türk polisi: “Al o karıyı*”

Polis neden büyük bir iştahla hakkını arayan insanlara saldırır? Maaşı bizim tarafımızdan ödenen ve görevi bizleri korumak olan polis neden bizleri döver? Polisi parçalanmış cesetlerin üzerine biber gazı atacak kadar, 14 yaşındaki bir çocuğu gözünü kırpmadan öldürebilecek kadar vicdansızlaştıran şey ne olabilir?

Esasında polislik mesleği en kutsal mesleklerden olması gerekir. Neden mi? İnsanlar evlerine hırsız girdiğinde kardeşinden, eşinden, dostundan önce polisi arar. Hiç tanımadığı bir insan için hiç tanımadığı insanlara karşı canını tehlikeye atma mesleğidir polislik.

Gelin görün ki, memleket solunun üzerinden silindir gibi geçen 80 askeri darbesi bütün meslek gruplarını etkilediği gibi emniyet teşkilatını da etkiledi. 80 öncesi, insan olduğu aklından çıkmayan polislerin varlığını biliyoruz. Hatta Pol-Der’de örgütlüydüler de. 80’de bir proje olarak yürürlüğe konan Türkiye’nin sağcılaşmasıyla polisin insan olduğunu unutma süreci paralel olarak ilerledi. “Bizler iktidarın değil halkın polisiyiz, öğrenci kardeşlerimize fiske vurmayız” diye sokaklara çıkan polisler de görmüştü oysa bu memleket.

80 darbesinden sonra Türkiye’nin sözde yeniden demokratikleşme sürecinde Ülkü Ocakları’ndan referans getiren yahut “milliyetçiliğiyle” kendini ispatlamış gençler kolayca polis olabiliyordu. Ülkücüleri kullanan malum merkezin Ortadoğu’da dengeleri değiştirip, yeni “vatanseverler”e yeni roller biçmeye başlamasıyla birlikte “ülkücü” faşistler misyonlarını tamamlamış oldu ve tuvalet kağıdı gibi buruşturulup kenara atıldılar. Artık yeni piyonlar cemaatçilerdi. 2000’lerden itibaren emniyet teşkilatı cemaat evlerinden yetişen öğrencilerle doldurulmaya başlandı. Esasında Fethullahçıların örgütlenmeye başladığı yıllar çok daha eskilere dayanmakla birlikte emniyet teşkilatını ele geçirmeleri AKP iktidarıyla ivme kazandı. Konuyla ilgisi pek yok gibi görünse de bir konuya değinmeden geçmek olmaz. Uzun yıllar hapiste yatmış defalarca gözaltı ve mahkeme görmüş, görüşlerine değer verdiğim bir dostum, MHP’li ve Fethullahçı polisler arasında şöyle bir kıyaslama yapmıştı:

“MHP’li polisler gözaltında bize pata küte dalardı, ağızları çok bozuktu. Bir şey bilmezlerdi. Cemaatçi polisler ise daha entel görünümlülerdi ve bize nazik davranırlardı. Hatta oturup bizimle Marksizmi tartışacak kadar da donanımlılardı…”

Anlaşılan o ki, halkın polisini iktidarın polisi yapan kumanda merkezi bu kez daha planlı programlıydı ve bu yüzden tehlike her zamankinden daha büyüktü. Halkın ordusu çoktan NATO’nun ordusu olmuş, halkın polisi ise ABD güdümündeki siyasi iktidarın kulu kölesi haline getirilmişti. 80’lerden 2000’lere giden süreçte emniyet teşkilatı içinde çok defa Alevi ve solcu polislerin fişlendiği, tasfiye edildiği haberlerine tanık olduğumu da eklemeliyim.


Karakola şikayet için gitseniz bile dayak yeme ihtimaliniz büyük!

Bugün yaşadıklarımız Türkiye’nin geçmişten beri -sağcı iktidarlar kullanılarak- ABD eliyle yeniden dizayn edilmiş sömürge bir ülke haline getirilmesinin bir sonucudur. Polis halkın polisi değildir, ordu halkın ordusu değildir, iktidar halkın iktidarı değildir.

Ayrıca…

Halka zulmeden hiçbir iktidar da meşru değildir…

Bu hafta polis haftasıymış. Siz bana polis dediğiniz zaman Veli Saçılık’ın yerlerde sürüklenen Annesi, Berkin Elvan’ın kara gözleri geliyor hatırıma. Kemal Kurkut geliyor, Metin Göktepe geliyor, polisin işkence tezgahlarında can veren nice nice canlar geliyor. Unutmuyorum.

Polis haftanız kutlu olmasın…

Kadın polislerden besmeleli intikam yemini:

CEVAP VER