Nasıl bir ülke istiyoruz?

0

Bugüne dek sosyalistler hiç durmaksızın tartıştılar. Hatta bu tartışmalar sadece dışsal gruplarla olmadı. Kendilerinden olanla yani içsel, kendi dar grupları içinde de tartışarak yeni gruplaşmalar oluşturdular.

Tartışmak tabii ki önemli de bu tartışmaların toplumsal bir yarar ve kendilerine bir getirisi olması gerekmiyor mu? Örneğin; Rusya’da 1905’de Bolşevikler ile Menşeviklerin o günün koşullarında giriştikleri bir siyasal tartışmanın bugün burada yürütülmesi ne kadar rasyoneldir veya amaca nasıl bir katkısı olur?

Peki bu kitaplar dolusu polemik ve tartışmaların hiç mi bir getirisi olmadı? Aksine literatürü zenginleştirdi ve solun sola taktığı lakaplardan oluşan bir kelime ordusu, bir ‘kelime sermaye fazlası’ oluştu. Zenginleşen o literatürü, oluşan kelime sermaye fazlasını kamulaştıramıyor, yeniden üretime katamıyoruz, ne yazık…

Fakat asıl dikkat çekici olan şu: Bu kitaplar dolusu polemik ve tartışmalarda, geleceğe, kurma iddiasında olduğumuz sisteme, ‘devrimden sonrası’na dair çok az şey var.

Bunu şunun için önemsiyorum: Sizin kendisi ile devrim yapmak istediğiniz kitle o devrimi neden yapması gerektiğine ikna olmak zorunda. Bunun da yolu o kitleye bugünkü yaşamından farklı olarak devrimin ne sağlayacağı, nasıl bir toplumsal model kuracağının netleşmesi olurdu. Bu anlamda o tartışmalarda kitleye ne vaat edildiğine dair çok derli toplu bir öneri bulunmuyor. Genel geçer, kitabi laflar dışında, değişen ilişki ve çelişkileri gözeten, bilimin ve teknolojinin geldiği noktayı hesaba katan, yani günümüz iletişim dili ile söylersek, bir “güncelleme” gerekiyor. Başka deyişle, derli toplu bir “kurulum” teorisi hep eksik kaldı. Kurulum derken, düzeni devirmek için harekete geçecek olan kitleye, bunu yaptıklarında neye sahip olacaklarını anlatan, umut veren bir programdan söz ediyoruz.

Nasıl bir düzen, nasıl bir ülke vaat ediyoruz?

– Gelir dengesizliğinde bir uçurumun olmayacağı, sadece burjuvazinin (ihtiyacından fazlasını istifleyen, lüks içinde yaşam süren, kağıt üstünde sermayenin sahibi olan görünen asalaklar sınıfı) mallarını kamulaştırıp, rasyonel bir şekilde üretime döndüreceğimiz, bunun yollarını hızla oluşturan bir ülke…

– Çocuğun ana rahmine düştüğü andan doğumuna, doğumundan üniversite eğitiminin sonuna kadar her türlü ihtiyacının kamu tarafından karşılanacağı ve bunun garantisinin yasal olarak oluşturulacağı bir ülke…

– Gündüzün ve gecenin hangi saatinde olursa olsun 7’den 77’ye her bir insanın, kadın, erkek, çocuk ayırmadan sokakta tek başına güven içinde ve özgürce dolaşabilmesini güvenceye bağlayan bir ülke…

– Yaşamda hiçbir karşılığı olmayan tüm boş “bilgi”lerden hamasetten, yalan üzerine kurulmuş derslerden arındırılmış, ayrımsız, bilimsel bir eğitim ve okul düzeni. Bunların her an her gelişim ve yenilikle kendini güncelleyebilmesi ve öğrencilerin de yönetim ve planlamada eşit söz hakkının güvenceye alındığı bir eğitim sistemi…

– Eşit işe eşit ücret.

– Lise eğitimini bitiren ve üniversite okumak istemeyen her bireye ilgi alanı ve yeteneğini gözeterek bir iş sağlanması… Üniversiteyi bitiren her bireye istediği alanda iş olanağının yasal güvenceye alındığı bir sistem…

– Çalışma süresini önce 8 saat, iki yıl sonra 6 saat ve 5 yıl içinde 4 saate düşürecek bir biçimin hayata geçirilmesi… Sonrasında da iki saat ve hatta daha az bir çalışma süresini hedefleyerek buna uygun teknik gelişmeleri, bilimsel program ve projeleri hayata geçiren bir sanayi politikası…

– Her düzenlemede sadece insanı değil, diğer tüm canlıları ve çevreyi de aynı oranda hesaba katan bir sistem…

– Yasaklardan çok özgürlüklere ve bilimsel iknaya önem veren ancak yasakları sadece etnik ayrım, eşitsizlik, ırkçılık, milliyetçilik gibi konularda uygulayan ve uzun vadede bu kavramların hayattan silinip gitmesini hedefleyen bir sistem.

– Yöneticileri halkın seçtiği ve bu insanların diğerlerinden hiçbir ayrıcalığının olmadığı, halkın istediği anda çok kolay yöntemlerle geri çağırıp görevi sonlandırabildiği bir ülke…

– Çok önemli kararların kolektif bir olgunlaştırma süreci sonunda alındığı, halkın yararına olmayan ve verimsizlik üreten kimi uygulamalardan hemen vazgeçilerek bu konuda bilimsel verilerle desteklenen yeni, üretken, insan, canlı, çevre odaklı kararların alınmasının sağlanmasının mekanizmasını yaratacak bir sistem.

– Tüm diğer komşu ülkelerle ve dünyanın diğer ülkeleri ile eşit, adil ve barışçı bir ekonomik ilişki ve dış siyaset izleyen bir ülke…

– Dünyada kapitalizmden kaynaklı haksızlıkların teşhir edilip, savaşları lanetleyen, barışı  öneren bunun için diplomasi yapan bir ülke…

– Her yurttaşa sağlıklı yaşayacağı, elektriği, doğalgazı, eşyası, interneti olan ve kamuca karşılanan bir evin verileceği bir ülke.

– Tüm kamu hizmetlerinin bedelsiz olacağı bir sistem.

– Daha ekonomik ve çevreye zarar vermeyen enerjinin kullanıldığı, hantal olmayan, trafik karmaşası yaratmayan, araç çöplüğü oluşturmayacak ulaşım araçlarının bireysel kullanım ve toplu taşım için üretilerek insanların kullanımına sunulacağı bir sistem.

– İç işleyişte parayı tamamen ortadan kaldıran ve her yurttaşa verilecek bir emek karta, emeğinin karşılığının para cinsinden yüklenerek tüm harcamalarda bu kartın kullanılmasının sağlanması. Böylece banka, hırsızlık, uyuşturucu satıcılığı dolandırıcılık önemli ölçüde önlenmiş olacaktır. İnsanların geleceği düşünerek biriktirmeye ihtiyaç duydukları bir sistemden, gelecek kaygısının biterek biriktirmenin gereksiz olduğu bir sisteme geçişi sağlayan bir ülke.

Bu başlıklar daha da çoğaltılabilir ancak bunu isteyen ve kuracak olanların, geçmişten çok gelecekte kuracakları bu sistemi derli toplu hale getirip insanlara sunmaları devrim umudunu harlar diye düşünmekteyiz.

En azından ne için mücadeleye giriştikleri netleşmiş olur…

CEVAP VER