‘Man Adası belgesi’ diye bir şey nasıl mı yoktur?

0


Hani belge? Nerede belge? Uçtu belge!

AKP döneminde haksızlığa-hukuksuzluğa tahammül edemeyen bir vatandaş olmaktan daha zor olan şey gerçeğin, sadece gerçeğin peşinde koşan bir haberci-gazeteci olmaktır diyebiliriz kuşkusuz.

Evet, Kılıçdaroğlu çıkıyor, Erdoğan ailesinin Man Adası’na yaptığı ne idüğü belirsiz para transferiyle ilgili bilgileri belgeleri açıklıyor. Daha açıklama yapılır yapılmaz AKP cenahından gelen cevap şu: İddialar çöktü, Kılıçdaroğlu istifa etsin!

Ve sonra Tımarhane Cumhuriyeti iftiharla sunar! Bizler ekranlar karşısında tırnaklarımızı, parmaklarımızı yiyip kalp krizi geçirme aşamasına geliyoruz çünkü merak ediyoruz; çöktü de ne zaman çöktü? Ne ara çöktü? Ne yaptınız da çöktü? Nasıl çöktü?

İşte şimdi size AKP’nin neden her zaman haklı olduğunu, açıklanan o belgelerin, dekontların nasıl gerçek ol-ma-yabileceğini haberci olarak yaşadığım bir sürü örnekten sadece biriyle izah etmeye çalışacağım…

Sulukule kentsel dönüşüm adı altında yıkım günleri… Çalıştığım kanalın haber merkezine ihbar geliyor, alelacele gidiyoruz bölgeye. Polis, belediye ekipleri, Roman vatandaşlar, ortalık yangın yeri… Yalanın, dolanın, talanın bini bir para ama biz yine de gerçeklerin peşinde koşmaya devam ediyoruz elbet.

Çekimlerimizi yapıp bilgileri toplarken bir vatandaş geliyor, elinde evinin yıkım kararını durduran mahkeme belgesi. Kağıda bakıyorum, evet imzalı mühürlü, yıkımın durdurulmasını emreden karar; ben kadar, siz kadar gerçek. Hemen atlayıp Fatih Belediye Başkanlığı’na gidiyoruz. Başkana mikrofonu uzatıyorum, “vatandaşın elinde böyle bir mahkeme kararı var, ama ekipleriniz yıkıma başlıyor, ne diyorsunuz?” diye soruyorum. Başkan, “hayır efendim yok böyle bir karar” diyor. Belgeyi gösteriyorum, “yok efendim böyle bir kağıt” diyor. “Pardon ama nasıl yok, işte elimde mahkeme kararı, burada” diyorum, yüzünde haksızken manasızca oluşan 32 diş bir Mesut Yılmaz, Tansu Çiller sırıtışı beliriyor: “Yok efendim böyle bir karar” diye ısrar ediyor. “Efendim nasıl yok, peki bu ne?” diye ben de ısrar ediyorum. Sırıtarak “yok” deyip gidiyor. Elimizde mahkeme kararı, ağzımız beş karış açık, kalakalıyoruz. Haber merkezine dönüyoruz, haberi yazıyorum, mahkeme kağıdını görüntülere ekleyip “Belediye Başkanı ise böyle bir kararın olmadığını iddia etti” diye bitiriyorum haberi. Ne yapayım?!

Sonrasında kimse sormuyor, bu nasıl iştir, ne yapacağız diye. “Her şey yolunda” hayat devam ediyor. AKP “yükseldikçe yükseliyor”, işte biz bugünlere bu kafayla geliyoruz arkadaşlar.

Bu yüzdendir ki bugün Bülent Tezcan’ın basın toplantısında gösterdiği o belgeler de varsa bile yoktur! Neden mi yoktur? Çünkü yoktur! Anlatamıyoruz galiba bir daha söyleyelim: Yoktur kardeşim, yoktur! YOKTUR!

Ve tabii bunlar işi bir adım daha ileriye götürmeyi biliyor. Sonuç: Belgeleri ortaya çıkaran Kemal Kılıçdaroğlu’na 1,5 milyon liralık tazminat davası!..

CEVAP VER