Leyla Hanım’ın ‘testis’ sorunu…

1

Türkiye’nin sayılı sermayedarlarından Leyla Alaton, CNN Türk’te katıldığı bir programda ‘taşak’ lafı ederek Türkiye’nin gündemine oturdu. Kimi feminist tepkiler Alaton’u “erkek dili” kullanmakla suçlayıp eleştirirken, kimileri de “cesaretinden ve açık sözlülüğünden” dolayı takdirlerini beyan etti.

Sosyal medyayı da saran tüm tartışma “taşak” lafı ve “taşaklı olmak” deyimi etrafında kilitlendi, anlam ve dil üzerine kesilen ahkamlar havada uçuştu, konu yavaş yavaş kapandı…

Pek az kişi Leyla Alaton’un aslında “kim” ve “ne” olduğuyla ilgilendi.

“Taşak” ya da “taşaklı olmak” lafını cesaret ve dirayet anlamıyla kullanan, “özellikle iş dünyasındaki kadınların risk alabildiklerini ve arkasında durduklarını” söyleyen Leyla Alaton, esas olarak sürekli sermayesinin ihtiyaçlarına göre hareket eden ve icap ettiğinde muktedirlere her türlü yalakalığı yapan aşağılık bir burjuvadır. Madem uzuvlarla meram anlatıyoruz, Leyla Alaton’un yeri her daim iktidarın kıçının yanıdır.

Hileli “başkanlık” referandumu öncesi Emine Erdoğan’ın verdiği bir davete katılarak “First Lady’ye takdim edilen ve Emine Hanım’ın elini “hararetle” sıkarken “Hanımefendi, var gücümle ‘evet’ çıkması için uğraşıyorum ve uğraşmaya devam edeceğim” diyen Leyla Alaton, sınıfının laflarını kullanmaktadır.

Alaton’un laflarında “taşak” konusuna “eril dil” ezberi üzerinden takılıp kalan ve bu burjuva kadının “özellikle iş dünyasındaki kadınlar”da cesaret ve dirayet bulduğunu görmeyen feminist münazaracıların hali de ayrı vahimdir.

Evet, işçi kadınlar örgütlü değillerse tek başlarına yeterince “cesaretli” olamazlar. Leyla Alaton gibi patronların onları işten atması ve çocuklarının aç kalması riskini göze almakta pek de başarılı değillerdir! Hele hele çalışmayan, eve ve eşine mahkum edilmiş kadınlar, ekseriyetle, Leyla Hanım’ın kast ettiği “taşak”tan bihaberdir.

Öte yandan, işçi ve yoksul kadınlar birleşerek tarihteki büyük atılımlara imza atmıştır. 100. yılını idrak ettiğimiz Rus Devrimi’ni başlatan olay, eski Rus takviminde Şubat’a denk gelen 8 Mart emekçi kadın yürüyüşüdür…

Hiç kuşkusuz, o cesur kadınların yanında, Leyla Alaton gibi aşağılık burjuvaların yeri yoktur. Olmayacaktır.

1 YORUM

  1. Dünyanın her yerinde, sermaye iktidarı yanındadır. Buna ister pragmatizm, ister oportünizm diyelim; ama böyledir. İktidar güç sahiplerince belirlenir. Yalnız, gözden kaçırmamamız gereken nokta, her ne kadar Türkiye’nin en büyük sermayelerinden birinin sahibiyse de, Leyla Alaton kadın ve Yahudi’dir. Son dönemde hiç bir sermaye kendini güvende hissetmemektedir. Gerçek burjuvazinin gelişemediği bir ülkede demokrasi de oturamamıştır. Bu nedenle işçi sınıfı da lumpenleşmiştir, sermaye de lumpen ve oportünisttir. Emine Hanımla tokalaşmak, falancanın yemeğine katılmak gibi konularla uğraşıp durursak elele vereceğimiz kimse kalmayacak. Ben, “yetmez, ama evet.” diyen arkadaşlarımla kakışmayı bıraktım, mesela.

CEVAP VER