Kaftancıoğlu sağcıları nasıl delirtti?

2


Dr. Canan Kaftancıoğlu’nun CHP İl Başkanlığı’na seçilmesi sadece İstanbul’da değil tüm ülkede büyük bir yankı uyandırdı. Pek çokları için, son dönemde yüzünü sağa çevirmiş olan CHP’de sol bir tepkinin dışa vurumu oldu bu önemli gelişme. Ve sadece CHP’nin sağcıları değil, ülkedeki tüm sağlı-sollu sağcılar Canan Kaftancıoğlu’nun il başkanlığı seçimini kazanması karşısında öfkelerini gizleyemedi.

Kaftancıoğlu öyle böyle zorluklarla uğraşmadı. Rakibi Cemal Canpolat sendikacılıktan gelmesine rağmen “her nasılsa” büyük paralar kazanmış ve bu paraları siyasi “kariyer”i için bol bol harcamaktan çekinmeyen bir isimdi. Öyle ki, CHP’nin finanse ettiği Halk TV’ye de gayet cömert davrandığı söyleniyordu; bu nedenle olsa gerek, Halk TV’de açık açık Canan Kaftancıoğlu’na saldıran haberlere yer verildi. Üstelik bu sadece Halk TV ile sınırlı değildi!..

Cemal Canpolat aynı zamanda İzzettin Doğan’ın Cem Vakfı’nda yöneticiydi. Bu vakıf, herkesin malumu olduğu üzere, Alevileri devlet ve iktidarlarla uzlaştırmanın bir aleti olageldi. Canpolat, Cem Vakfı’nın ve Alevi kimliğinin etkisini de kullanıyordu. Kurultay esnasında epey “çaba” harcayan Canpolat’a bağlı bir kesim Canan Kaftancıoğlu’nun oylarını saydırmamaya çalıştı. Gerilim oldu.

Dr. Canan Kaftancıoğlu ise, il başkanlığı adaylığını açıkladığı ilk günden itibaren sosyalist kimliğini gizlemek için bir çaba sarf etmedi. “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” söylemini militarist bulduğunu yazmıştı bir dönem, o lafından da geri adım atmadı. “Mustafa Kemal’in askeri değil yoldaşı olmayı tercih ederim” dedi.

Haziran Ayaklanması’na sahip çıktı. Hazirancı olduğunu gizlemeye çalışmadı. Kürt düşmanlığı yapmadı.

Zaten bu yüzden, Aydınlık gazetesinden başlayarak “ulusalcı/milliyetçi” meczuba uzanan geniş bir kesim tarafından sürekli saldırıya uğradı. Üstelik bu saldırılar kimi zaman kişisel iftiralara kadar genişledi. Kaftancıoğlu ise hiç lafını kıvırtmadan, saldırılara karşı sükunetini bozmadan kongre salonuna kadar geldi ve kurultaydan il başkanı olarak çıkmayı başardı. Böylelikle, CHP’nin ilk kadın İstanbul İl Başkanı olarak da adını tarihe yazdırdı.

CHP’nin ve sosyal demokrasinin sınırları hakkında uzun uzun konuşulabilir. Bu partinin önümüzdeki dönemde Türkiye’de ne gibi bir rol oynayabileceği de tartışılabilir. Ne var ki, CHP’de çok önemli bir yer tutan İstanbul’un başına açıkça sol söyleme sahip çıkan bir kadının geçmiş olması hakikaten tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendirilmelidir. Bu gelişme, başta da belirtildiği üzere, CHP’nin sağa dönük yüzüne, milliyetçi düşmanlıkları besleyen kesimlerine karşı büyük bir tepkinin varlığını göstermektedir.

Öte yandan, PKK siyasetlerine tepki ile Kürt düşmanlığını bir ve aynı şeyler olarak gören sol görünümlü ırkçılar/milliyetçiler de bu sol çıkıştan oldukça rahatsız olmuşa benziyor. Ne görünüm altında belirirse belirsin, bu milliyetçi tepki, sözde “anti-emperyalizm” adına Tayyip Erdoğan’a sahip çıkma refleksini gösteren kesimlerden yükseliyor. Bu nedenle, Canan Kaftancıoğlu’na “liberal”, “HDP’li”, vs. demeyi, üstelik bu yönde hiçbir emare gösterme zahmetine katlanmadan, kendilerine hak görüyorlar.

AKP ve MHP’liler de Kaftancıoğlu’ndan epey rahatsız olmuş. Sosyal medya mesajlarından anlaşılan bu. Belli sınırlar içinde kalmayı kabullenmiş bir “Majestelerinin Muhalefeti” istedikleri, Haziran Ayaklanması’na sahip çıkarak, Berkinleri, Ali İsmailleri, Gezi şehitlerini selamlayarak karşılarına dikilen bir kadının cüreti karşısında asabileştikleri açıkça görülüyor.

Evet, CHP’nin ve sosyal demokrasinin sınırlarını bir kenara bırakırsak, Canan Kaftancıoğlu’nun il başkanlığına seçilmesi, CHP’de ve aslında ülkede sol bir tepkiye, sola özleme ve cürete duyulan ihtiyaca işaret ediyor.

Sağı delirten de Canan Kaftancıoğlu’nun şahsından ziyade, sola dönen yüzlerdir…

2 YORUMLAR

CEVAP VER