Gerçekten de “milli” miyiz?

0

Millet kavramının tarihi nispeten yenidir. 1789 Fransız Devrimi ile şekillenip yaygınlaşmıştır. Feodalizmin kapalı feodal ekonomisinden kapitalizmin serbest rekabetçi ekonomisine geçişle birlikte genişleyen pazar (pazar birliği); prensliklerin krala bağlı, sınırları geniş ülkelerin parçası olması (toprak birliği), ücretli emeğin ortaya çıkması ve insanların daha büyük kentlerde yoğunlaşarak etkileşime geçmesi (dil ve kültürde birlik) sonucu bir feodal beyin tebaası olmaktan çıkan kitleler, bir ülkenin yurttaşı ve aralarında sıkı bağlar olan bir ulusun parçası haline geldi.

Bu somut gelişmeyi ideolojik argümanlarla destekleyen akımların çıkması ise milliyetçiliğinin güçlü bir firtınaya dönüşmesine yol açtı. Kapitalizm, gittikçe emperyalist bir hal alırken emperyalistleşemeyen ülkeleri işgal etmeye girişti. Bu sömürü ilişkisi, bağımlı ülkelerde milliyetçilik temelinde direnişlerin sekillenmesini sağladı. 1917 Sovyet devrimi dünyanın yeniden şekillenmesi için yeni bir ivme yarattı Geri kalmış ülkelerde milli akımları, milliyetçi başkaldırı hareketlerini ve bu hareketlerin emperyalizme karşı zaferlerini görünür kıldı.

Sovyetler’in yıkılışı sonrası dünyayı saran neoliberalizm dalgası “milli” ve “milliyetçi” olmakta ısrar eden ülkeler üzerine bir karabasan gibi çöktü ve her türlü yöntemi kullanarak bu ülkeleri sömürü çarkına dahil etti. Ülkemiz de neoliberalizmden çok fazla etkilendi. 1950’lerden sonra emperyalizmin güdümüne girmeye başlasa da Kamu İktisadi Teşebbüsleri olarak bilinen tarım ve üretime dayalı bir ekonominin varlığı, emperyalizmin iştahını kabartmaya yetiyordu. Belirli bir plan dahilinde bu kuruluşlar özelleştirme adıyla peşkeş çekildi ve en son şeker fabrikalarının satışı ile süreç tamamlandı.

Ekonomi, doviz-para-borsa tefeci ekonomisine dönüşerek milli olan her şey yok edilmiş oldu.

Bu aşamadan sonra siyasetçilerin dilinde pelesenk olan milli, millet, milliyetçilik gibi kavramların kıymeti harbiyesi yoktur. Ordusunu NATO’nun donattığı bir ülke milli olamaz. 500 milyar dolara yakın dış borcu olan ve yılda 80 milyar dolara yakın faiz ödeyen bir ülke milli olamaz. İthalatı ihracatından kat be kat fazla olup her yıl milyar dolarlarla ifade edilen cari açık veren ülke milli olamaz. Bankalarının tamamı, ithal ürünleri pazarlayan şirketleri ve büyük firmalarının tamamı yabancı tekellerin güdümünde olan bir ülke milli olamaz. Bu saatten sonra milli, millet, milliyetçilik kavramları sadece politikacıların halkı kandırmak için gerekli hamaset nutukları için sos olabilir. Tarihin tekerleği geriye işlemez.

Sermayenin böylesine uluslararasılaştığı bir çağda uluslararası sermayeye yani kapitalist emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfı ve enternasyonalist dayanışmayla olabilir. Politikacıların milli söylemleri palavradan başka bir şey değildir. Günümüzde milli olan tek bir kalem ürün bile yoktur. Gönüllere yerleşmiş olan duyguları (ki en önemlilerinden birisi milliyetçiliktir) kullanarak ancak sömürüyü katmerlendirebilirler…

RED’den mili irade dipnotu:

CEVAP VER