‘Dolar angutları’na ne oldu?

0


Bir zamanlar Bizim Dolar Angutları başlıklı bir makale yazmıştım RED’de. Şimdi gününü tam hatırlamıyorum ama sanıyorum Aralık 2016’da bir gündü. O aralar dolarda yine bir yukarı yönlü hareketlenme olmuştu.

Angut aslında ördeği andıran bir yabani kuş türüdür. Bir ördek türüdür diyenler de var. Angutların en bilinen özelliği de eşlerine olan sadakatleridir. Zaten o aralar dolar yakan ya da döviz bürolarında dolar bozduran vatandaşlarımıza angut dememin birinci nedeni liramıza olan sadakatleri idi. Hakaret olarak değil, övgü olarak angut demiştim yani.

Tabii angutların bir başka özellikleri daha var. Angutlar kuş olduklarından döviz piyasaları, avrodolar piyasaları ve diğer finans piyasaları hakkında pek fikir sahibi değillerdir. Bizim dolar angutlarının, bir kuş türü olan gerçek angutlarla bir başka benzerliği de buydu. Zaten Aralık 2016 makalemde yapmaya çalıştığım da bu vatandaşlarımızı bu konularda bilgilendirerek onlara doların yükselişinin pek öyle dolar yakarak ya da döviz bürolarında dolar bozdurarak engellenemeyeceğini anlatmaktı.

Nitekim, bu vatandaşlarımız doların lira karşısındaki yükselişini dolar yakarak ya da döviz bürolarında dolar bozdurarak durduramadılar. O günlerde 3,80 lira civarında dolaşmakta olan dolar şimdilerde 4,30 lira civarında dolaşıyor. Birkaç gün önce kırdığı son rekor da 4,3746 lira olmuştu.

Kısaca özetlersem, döviz piyasası dünyanın en büyük finansal piyasası ve Uluslararsı Ödemeler Bankası (Bank of International Settelements) üç yıllık raporlarının 2016’da yayınlanan sonuncusuna göre bu piyasada Nisan 2016 itibarıyle günlük işlem hacmi 5 trilyon doların üzerinde. Yanlış okumadınız. Günlük hacim bu.

Bizim dolar angutlarına o makalemde anlatmaya çalıştığım da buydu zaten. Kardeşlerim, kaç milyar dolar yakıyorsunuz ya da memleketteki döviz bürolarında bozduruyorsunuz da doların fiyatını etkiliyorsunuz?

ANGUT KÜÇÜK BİR KUŞTUR

Döviz piyasası dünyanın en anarşik örgütlenmesidir. Neoklasik iktisatçıların mükemmel rekabetçi piyasa dedikleri şeye en yaklaşan piyasadır. Öyle piyasalarda küçük oyuncuların birey olarak yaptıklarının fiyatlar üzerinde hemen hiç belirleyiciliği yoktur. Önemli olan sürünün ne yaptığıdır. Üstelik, sürünün içerisinde filler de var, balinalar da. Angutlarsa küçücük kuşlar.

Peki, finansal piyasalarda yıllarca çalışmış ben ve benim gibi piyasa emekçileri, hem de politik görüşlerimizden bağımsız olarak, neden sizlere lira dolar karşısında şiddetle değer kaybedecek diyorduk o tarihlerde ve yapmayın angut kardeşlerim, yakmayın şu dolarları diyorduk?

KRİZİN SAC AYAĞI

Bir sürü nedeni vardı da üç önemli nedeni kısaca özetlemeye çalışayım:

1) Türkiye’nin hem Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi ülkeler arasında, hem de Yükselen Piyasa Ekonomi ülkeleri arasında en büyük cari açıklı ülkelerden biri olması. Cari hesap bir akış hesabıdır ve ülkeler bağlamında yurt içinde yerleşiklerin yurt dışında yaptıkları harcamaların ve yurt dışından elde ettikleri gelirlerin kaydıdır. Harcamalar gelirleri aşarsa cari açık olur, tersi olursa cari fazla olur. Özetle, Türkiye dışarından elde ettiği gelirden fazlasını dışarıda harcayan bir ülke. Üstelik, bu açık adına Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla denilen yurt içi gelire oranlandığında, bu oran itibarıyle Türkiye yukarıda sözünü ettiğim iki grubun da en büyük cari açıklı ülkelerinden biri ve en son cari fazla verdiği 2001 yılından beri sürekli cari açık veriyor. Gelirinden fazlasını harcayan da borçlanır.

2) 2002 Kasım’ından bu yana ülkemizi yönetmekte olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP’nin) yürütmekte olduğu büyüme stratejisi tümüyle borç üzerine kuruluydu ve adına “AKP ekonomik mucizesi” de denilen mucize krediyle pompalanan bir tüketim mucizesiydi. Bunun temel nedeni de, nedenlerini bir yana bırakırsak, ilki 2003−2008 Eylül’ü, ikicisi 2009 yazı−2013 yazı arasında sürmüş içeri yönlü iki sermaye akışıyla gelen para bolluğuydu. Gerçi 2013 yazı sonrasında da içeri yönlü sermaye akışı sürdü ama 2013 yazı sonrasında akış tutarsızlaştı. Yine nedenlerini bir yana bırakırsak, 2013 yazından bu yana da bu sermaye akışının bir gün geriye çevrileceği yönünde gelen sinyaller giderek güçleniyordu.

3) Kamu malı kavramının yok edilip devlet harcamalarının küçültülmesi (kemer sıkma), kamu borcunun kısılması ve borcun kamudan özele kaydırılması da üçüncü önemli nedendi. 2003 yılında Türkiye’de toplam borcun yalnızca yaklaşık üçte biri finans dışı özel sektör borcu iken, bugün (yani 2017 sonu itibarıyla) yaklaşık üçte ikisi finans dışı özel sektör borcu. Finans dışı özel sektörden kasıt ta hane halkları (yani aileler) ve reel sektör şirketleri. Ayrıntılar Hakan Özyıldız’ın bu makalesinden görülebilir.

Özyıldız’ın bu makalesinde de dediği gibi, “2009 yılında toplam borçlanın milli gelire oranı yüzde 104 kadarken, geçen yıl [2017] sonunda yüzde 141’i geçmiş. Borçların yarısı dövizli. Dışarıya borçluyuz.” Özyıldız’ın karşılaştırmayı 2003 yılına geri götürememesinin nedeni de karşılaştırmanın yapılabilmesi için gerekli olan kamu verilerinin 2009 yılından başlıyor olması. Son olarak şunun da altını çizeyim. Finans dışı özel sektörün (yani hane hakları ve reel sektör şirketlerinin) borçlarının yurt içi gelire oranı yüzde 86,2 (hane halkı yüzde 17,6, reel sektör şirketleri yüzde 68,6) ki bu oran yüzde 80 üzerine çıktığında kırmızı alarm zilleri çoktan çalmaya başlamışlar demektir. Unutmadan, 2003’te hane halkı borçlarının yurt içi gelire oranı yaklaşık yüzde 3 idi. Yani borçsuz bir halktık genel olarak.

“DOLAR 6 LİRA OLACAK”

Kısaca en önemli nedenler bunlardı. Daha bir sürü önemli neden vardı da, bu yazıyı daha da uzatmanın alemi yok. Zaten her şey gözlerimizin önünde oldu. AKP 2002 Kasım’ında yönetime geldiğinde yaklaşık 1,5 lira olan dolar bugün yaklaşık 4,3 lira. Doların iki lirayı ilk geçişi de 2013 yazında oldu. O zamandan beri de ortalamada yükseliyor. Ve eğer Deutsche Bank vadeli sözleşmeleri bir göstergeyse, döviz piyasası oyuncuları önümüzdeki yıllarda lira karşısında doların iyice yükselmesini bekliyor. İki yıllık vadelilerde bahisler altı liraya kadar çıkıyor.

Özetlersek, bizim dolar angutları dolar yakarak ya da ülkedeki döviz bürolarında dolar bozdurarak doların lira karşısında yükselmesini engelleyemezlerdi. Engelleyemediler de. Gerçi Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekci birkaç gün önce “doların dört lira olduğunu kabul etmiyorum” dedi ama günlük hacmi 5 trilyon dolardan büyük döviz piyasası oyuncuları Bakanımız Zeybekci’nin durumu kabul etmemesini pek ciddiye alıyormuş gibi durmuyorlar.

Peki, dolar böyle yükselmeyi sürdürürse ne olur?  Vallahi, pek iyi olmaz. Mesela, AKP ekonomik mucizesi badem olur. Zaten badem oldu da, iyice badem olur.

Acı badem.

CEVAP VER