CHP’li belediye, CHP, DİSK… Hepsi susuyor!

0


Duyulmak istenmeyen Mahir, konuşuyor…

Uzun zamandır, herkesin görüp de görmezden geldiği, kulak tıkadığı bir direniş yaşanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait İzenerji şirketinde çalışırken “kadro” ve “geriye dönük ilave tediye” davası açtıkları için 250 işçi işten atılmıştı. “İşimizi, ekmeğimizi istiyoruz” talebi ile altı işçi direnişe başlamıştı; gelinen aşamada direnişçi işçilerden Mahir Kılıç ve Konak direnişçileri eylemlerini büyük inat ve coşkuyla sürdürüyorlar.

Atılan işçilerin durumu konusunda kör, sağır, dilsiz kalan DİSK-Genel İş şubesi, patrona danışmanlık yapıp işçilerin disiplin nedeniyle işten çıkarılması gerektiği aklını verdi ve temize çıkarmaya çalıştı. Mahir için “amirine saldırdı” iddiası ortaya atıldı. Biz Mahir’e inanıyoruz. “Amirime saldırmadım” diyorsa saldırmamıştır. Sırf koltuk sıcaklığını kaybetmeyelim, belediye ile uğraşmayalım diyen sendika bürokratçıklarına inanacak değiliz.

Mahir’in işi, ekmeği ve onuru için için tek başına girdiği açlık grevi eylemi yüz yirmili günleri geride bıraktı. İzmir’in CHP’li belediyesi ve baştan beri, “Taşeron işçisinin sorununu ben çözeceğim” diyen, kendini iktidar alternatifi sanan CHP parti merkezi bu işi çözemiyor. İşçiler ile doğrudan konuşmak yerine dedikodu üretir durumdalar.

Peki DİSK çevresinde öbeklenmiş siyasi muhataplar?.. Onlar da işçilerin farklı örgütsel aidiyetleri ve politik duruşları olduğunu düşündükleri için sessiz kalıyor. Ortada utanç verici bir suskunluk var!..

Direniş dört ayı geride bıraktı. Durum ortada. İşverene, sendika bürokratlarına ve CHP’nin ikiyüzlü “işçi dostu” görünümüne karşı, koşulsuz olarak, işleri ve onurları için direnen Mahir Kılıç ve arkadaşlarının yanındayız.

İşçilerden Seval Gündüz’ün söylediklerini herkes duymalıdır:

“İşimden atıldığımda sudan çıkmış bir balık gibi oldum. Çünkü ekmeğimi aşımı kazandığım bir hayat yaşıyordum ve haksızlığın bu kadarı çok fazla geldi bana. Şu anda bir işsizlik maaşım var ve Nisan ayından sonra o da bitiyor. Bu benim için büyük bir yıkım. Biri 5, biri 12 yaşında iki çocuğum var. Çocuklarım her gün eve gittiğimde beni alkışlayarak karşılıyor. Düzenli olan bir yaşantının yıkılmasıyla kaybettiğim gücü sadece direnmenin bana geri getirebileceğini düşünüyorum. Ben direnerek işimi kazanacağım. Başka bir alternatifim yok…”

Başka alternatifimiz yok. Direneceğiz. Sağcısına da, “solcu”suna da, AKP’lisine de, CHP’lisine de… Avantacı sendika bürokratlarına da…

CEVAP VER